HAYATI BAYRAMLAŞTIRMAK…

0

Kadir gecesinde Tokat’ta olmak niyetiyle yoldayız. Ankara-Tokat arasında her bayram

öncesindeki trafik yoğunluğu var. Yavaş ve dikkatliyim. Aralıklarla acelesi olanların

hatalarını izliyorum. Affedilir gibi değil.

Hayatın bir döneminde önemli anıları, unutulmazları yaşadığım şehre ulaşmak için

isteyerek ve severek yollara düşüyorum. O şehri sevmek, o şehirde sevdiklerinizi özlemek,

Teravih namazını kıldığımız camii avlusunda o kadar tanıdık ile karşılaşıyorum ki

birçoğu ile kısa da olsa merhabalaşıyor, ayakta sohbet ediyor, selamlaşıyor ve bin aydan daha

hayırlı buyurulan bu gecenin bütün alanlarda feyz ve bereketinden faydalanmaya çalışıyorum.

Geceye ait bir programımız yok. Birlikte olduğumuz dost ve akrabaların önerilerine

eyvallah diyor, namaz sonrası eğitimcilerin uğradığı bir çay ocağında sağa sola selam vererek

ara sıra tokalaşarak, hani bir söz var; “Hop oturup, hop kalkmak.” Mutlu ve isteyerek bunu

yapıyor, sosyal ilişkilerin ve tanıdık gülümseyişlerin huzurlu dakikalarını yaşıyorum.

“Hocam siz neredesiniz ki, arkadaşlar hoş geldiniz diyor. Vallahi haberim yok. Kaç yıl

oldu hocam. Ev almışsınız, yerleştiniz artık. Tabi orada kültür alanında daha aktifsiniz.”

Küçük çay ocağında bir saate yılları sığdırmaya çalışıyoruz. Görüştüğüm meslektaşlarımın

çoğu beni takip ediyor. Teknoloji çok büyük hizmetler yapıyor. “An” itibariyle nerede,

kiminle ve ne yaptığınızı takip eden herkese iletebiliyorsunuz.

Tokat’ın en uzun ve tek ana caddesi Gazi Osman Paşa Bulvarında hasret yürüyüşü

yapıyoruz. “Selamlaşmalar, hoş geldiniz, Kadir geceniz mübarek olsun, Şimdiden Ramazan

bayramınızı kutluyorum.” Yürüyüş yaptığımız kaldırımların normal mesafesi 15-20 dk. Ama

biz yaklaşık iki saatte gerçekleştiriyoruz.

Tokat’ı yazıyor ve anlatıyorsanız Taşhan’ı atlayamazsınız. Bu şehirde yaşadığım

yıllarda çok önemli kültür faaliyetlerinin merkezi. Tarihi bir dokunun şehre gülümseyişi. Bir

defa ana cadde üzerinde ve Tokat’a ait üretilen ürünlerin sergilendiği ve satışının yapıldığı

yer. 2015 yılı Ocak ayına kadar genel yayın yönetmeliğini yaptığım Kümbet altında dergisinin

adresi. İyi ve kötü günlerimin sığınağıdır. Yine, ülkemizin en güzel beş hanından biri olan

Taşhan, Anadolu’daki en büyük şehir hanlarındandır. Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerindedir.

1626-1632 yılları arasında yapılmış bir Osmanlı eseridir.

Saat 24.00 civarında Taşhan’a geçiyoruz. Orta alan çay bahçesi ve tıklım tıklım dolu,

şehrin kalbi sanki burada atıyor. Birinci katta bulunan iş yerleri önünde yavaş ve tüm

tanıdıklarımla, eski komşularımla kısa ve tatlı sohbet ediyor, hasret gideriyorum. İkinci kata

çıkıyorum. Büromuz kapanmış. Taşınmış demek daha sağlıklı da olabilir. Hayatımın en

önemli ayrıntılarını duvarları, penceresi, koridoru ve karşıdaki kale ile paylaştığım

unutulmazlarım. Demek ceketimizi alıp çıktığımız, emanet ettiğimiz güzel mekân el

değiştirmiş. Dergiler, toplantılar, misafirler, hastalıklar, yazılar aklımıza gelen tüm kalemleri

saymak mümkün. Kümbet altında dergisi, Ünal Kar kardeşimizin genel yayın

yönetmenliğinde yayın hayatına devam ediyor. Başarılar diliyorum.

Taşhan’ı seviyorum. Tokat’ı her ziyaretimde mutlaka uğrayacağım güzel mekanlardan

biri olarak anılarıyla yüreğimde tazeliğini hep muhafaza edecektir.

02 Temmuz 2016 Cumartesi günü öğle sonrası ziyaretlerime Tokat gazetesi ile

başlıyorum. Sorumlu yazı işleri müdürümüz Fatih Kılıç her zaman ki gibi güler yüzle

karşılıyor. Çalışanlarla kısa bir sohbet ve hatıra resimle taçlandırıyor, bir de iftar daveti

alıyorum. Teşekkürler gençler.

Kısa süreli Tokat günlerimizde yazılı ve görsel basını, meslektaşlarımızı, aile

dostlarımızı, akrabalarımızı birkaç dernek ve vakıf ziyaretlerimizi gerçekleştiriyor, Erbaa’ya

geçiyorum.

Orada doğduğum köy var. Büyüklerimin vefat ettiği, kalacak evimin dahi olmadığı

köyüm. Son birkaç yıldır, akrabalarımı, köylülerimi ve anılarımı ziyaret amaçlı uğruyorum.

Güneş gün ortasına geldiğinde bütün gücünü yeryüzünde hissederiz. Hissettiğimiz ne

ise bize ısı ve ışık olmalı ki günün diğer yarısına umutla yol alalım. Yoksa akşama

kavuşmadan yok olur gideriz.

Yalnızlığın tanımını ve izahını bir türlü yapamam. Dört mevsim yedi iklim kendini

yalnız hissedenlerin özel günleri ve bayramları tartışmalıdır. Dışarı taşmasa da yaşayanlar

tarafından bilinen ve onaylanan duygular ve hallerdir.

Hiç bayram telaşı yaşanmamış, gelen ve gideni olmamış, misafirler için hazırlık

yapılmamış, kendi canından ve sevgisinden birilerinin beklenmediği bayramlar bilirim.

İnsana mutluluğunu, huzurunu ve ufkunu sadece ve sadece aile verir. Çocukları verir.

Karşılıksız sevgi çocuklarında ve ailesinde vardır. Bu bir tür korumadır, arayıştır, hasreti,

duyguyu ve gözyaşlarını besleyen olmazsa olmazlardır.

Yalnızlığın adını koyamayanlar, ateşi su ile beslemek için hazır olmayanlar, güneşi

bulutlara teslim edip, yağmur damlaları bekleyenler, onca kalabalığın içinde yalnızlığı

yaşayanlardır.

Bayram, kalabalıkmış, Ata baba ocağıymış, çocukluğummuş.

Hayatını bayram yapmayı başaramayanlar, yarınlarınızın vay haline…

 

Osman Baş

Yorum Ekle