GÖNÜL HESABI

0

Şehir dediğin nedir ki?
Binalar, arabalar, kalabalıklar.
Bütün şehirlerin birbirini andıran tarafı bunlar.
Köy; bitki, su, toprak ve hanelerden ibaret.
Şehirde yaşayanlarla köyde yaşayanların ortak özelliği herkesin bir TC numarası olması. Bunun dışında çok şeyleri farklı.
Köyler üreten, şehirler tüketen bir toplumdur.
Yukarıda bahsettiğim yerler büyük ilçeler için geçerlidir aslında. Ben Taşova’da da olduğu gibi nüfusu az ve il merkezine uzak olan bütün ilçeleri mütevazı bulurum.
Taşova’ya hiç gelmedim. Bir gün kısmet olur da geldiğimde fikrimin pek değişeceğini de sanmıyorum.
Ben de ülkenin en küçük ilçelerinin köyünde yaşadım yıllarca. Hatta çocukluk ve gençlik yıllarım Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı bir köyünde geçti.
Onun için küçük ilçelerin samimiyetini tahmin ederim aşağı yukarı.
Medeniyet denilen unsurlar hayatımıza girmeden önce bir “gönül medeniyeti” hakimdi hayatımıza.
Belki 40 sene önce bir komşumuz vefat edince radyonun sesi kısıldı hanelerimizde. Onun yerine biz de yas tuttuk makul süre içinde.
Komşumuza istemeden yemekler taşıdık.
Yakınlarımızın işine gücüne yardımcı olduk.
Bütün bunları yaparken “tüccar” anlayışında olmadık. Yapılan iş elle tutulup gözle görülse dahi terazisi “gönül”dü.
Bu samimiyet medeniyet denilen “çok dişli” öğütücü tarafından un ufak edildi.
Vicdanların yerini cüzdan almaya başlayınca, dostluklar unutuldu.
Çok şey unutuldu.
Artık bütün değerler istatistik ve “kur” ile hesaplanır oldu.
Siz herkesin bilgisayar ve internet kullanmasını medenilik mi sanıyorsunuz?
Ben sanmıyorum.
Bilgisayarlar ve internet “çok kişiyi” sanal bir alemin içine hapsetti.
Fakat sahipleri hala kendilerini “hür” sanıyor.
Kısaca “gönül” terazisinin ölçüsü bozuldu.
Geriye ne kaldı dersiniz?
Zeki Ordu
13 Temmuz 2019

Yorum Ekle