GEL, BİRBİRİMİZİN KADRİNİ BİLELİM

0

Mevlana böyle diyor:

“Gel, birbirimizin kadrini bilelim. Çünkü, vakitsiz ayrılacağız!”

Hakikaten mükemmel  ve dahi muhteşem bir söz… İçinde hakikat sırlarını barındırıyor. Sırrına vakıf olmak için, epeyce tefekkür etmek gerek…

İnsan dünya hayatına dair gayesini aşınca, malı mülkü ebedi  kendisininmiş  gibi gönlüne, bedenine, diline sarıp sarmalayınca, kocaman kucaklayınca, gözü kararıyor, vuruyor, kırıyor, döküyor, söküyor, dallayıp atıyor.

Atasözleri durup dururken bu kadar manalı, imalı olmasa gerek. Uzun yıllar içinde, türlü tecrübenin neticesinde ortaya çıkıyor:

“Öfke gelir göz kararır,  öfke gider yüz kararır!”

İnsan, her olayda, her hal ve durumda, şartlar ne olursa olsun, mahşere dek yüz yüze bakacak kadar bir mesafede durmalı… Lafına, sözüne itina göstermeli…

Nasıl bir gönül gözüne sahiptir ki, yıllar ötesinden, öylesine derinden, içten, özden, gönülden sesleniyor Hacı Bektaşi Veli :

“Kusurları ört, öfkeni yut, sırları tut!”

Biliyordu ki, insan dün de, bugün de, yarın da hep aynı insan; huyu, suyu değişmez…

“İnsanın kalbinde ne varsa, dilinden o dökülür.
Testinin içinde ne varsa, dışına o sızar.
Bal varsa bal, zehir varsa zehir!..”

Konuyu Yavuz Sultan Selim’e atfedilen bir şiir ile toparlayalım:

“Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu!
Ta ezelden gam türabıyla yoğrulmuş bir bedendir bu!
Gelen gider giden gelmez iki kapılı handır bu!
Sakın insafı terk etme makamı imtihandır bu!”

* * *

Her zaman merakımı ve  dikkatimi celbetmiştir;  coğrafi tarihimize yani üzerinde yaşadığımız toprakların tarihine kafi derecede önem veriyor muyuz?

Evet biz, belki bin seneden beri bu topraklardayız, kanımız canımız bu topraklarda yoğurulmuş, bu topraklar için cepheden cepheye koşmuşuz.

Fakat, bu toprakların bizden öncesi var.
Bizden öncekiler içinde önemli şahsiyetler yaşadı. Bizden öncekiler bize, eşi benzeri olmayan eserleri miras bıraktı.

Mesela, Strabon bu toprakların insanı ve en önemli coğrafyacısı; dünyada başka bir Strabon yok!

İris nehri yani Yeşilırmak yanı başımızdan asırlardır akıp gidiyor; bir ikincisi yok!

Efes antik kenti bizim; ikinci bir Efes yok!

Ayasofya, Kız Kulesi, Galata Kulesi bizim ve bir ikincisi yok dünya üzerinde!

Peri bacaları, Pamukkale, Alacahöyük, Çatalhöyük, Göbeklitepe ve halk arasında peygamberler şehri olarak tanınan ve bilinen Urfa…

Hepsi bizim ve coğrafi tarihimizin bize emanet bıraktığı miras…

Saymakla bitmez…

Üzerinde yaşadığımız coğrafya beş bin sene önce ne ise, bugün de odur.

İbn Haldun’un dediği gibi; “günler günlere, tarihi olaylar tarihi olaylara, suyun suya benzemesinden daha çok birbirine benzer.”

Coğrafi tarihimize ehemmiyet ve önem atfetmek, benimsemek, kabul edip sahip çıkmak gerekiyor ki, şu ya da bu sebeple,  kimin kimsenin umzanmasına, dilenmesine, homurdanmasına fırsat verilmemiş olsun…

Son Söz:

Eşyanın tabiatıdır;  her  şey önem  verildikçe  değer bulur!

Hayırlı Ramazanlar.

Enver SEYHAN

Yorum Ekle