FATİH PROJESİ

0

Ömer CELEP
17 Şubat 2014 günü hükümet “FATİH PROJESİ” adı altında bir proje başlattı.
Bu proje, kimileri için bir anlam ifade etmese de bu ülke için çok önemli ve devrim niteliğinde bir projedir bize göre. Düşünülebiliyor mu? Bu ülke öğrencisine bir günde yüz bin tablet bilgisayar dağıtılıyor ve bu rakam eğitim öğretim yılı sonunda altı yüz eli bini bulacak.
Geri doğru baktığımızda; bir zamanlar kalem defter alamayan öğrencilerin içinde bulunduğu mahcubiyetleri düşünüyoruz.
Kendi adıma; ilkokulu bitirdiğim sene rahmetli babacığım, bir kömüş (manda) satmıştı. Onun parasından bir miktarı ile bana bir deri ayakkabı almıştı. Bu ayakkabıları ayağımdan da önemli tutar çamurlardan geçerken, atlayamadığım yer olursa ayakkabımı çıkarır elime alır ve ayaklarımı hiçe sayar ayakkabımı korurdum.
Bu sadece benim için geçerli değildi. Birçok arkadaşım para karşılığında aldığı bütün eşyalarını böyle korurdu. Anlattıklarım yeni nesil için belki mümkün olmayan bir durummuş gibi algılanabilir ama bizim kuşak bunu çok iyi hatırlar.
Çimento torbası kağıtları üzerine yazı yazdığımızı çok iyi biliyorum. Defter sayfalarını ayakkabı lastikleriyle silerek tekrar kullandığımızı, yırtılan defter sayfalarını, erik ağaçlarındaki sakızları bir şişede iyice karıştırarak yapıştırıcı yapıp yapıştırarak defalarca kullandığımızı “dün” gibi hatırlıyorum.
Bir günlük ders kitaplarımızı anamızın siyah kaput bezinden diktiği çantayla yan tarafımıza asıp, karda tipide Yeşilırmak’tan bir kayıkla geçerek ve çoğu zaman arklardan atlarken suya düşüp siyah önlüğümüzün eteklerinden buz sarkıtları oluştuğu günleri buğulu gözlerle hatırlıyorum. Gittiğimiz okulda merhametli arkadaşların vereceği bir dilim ekmekle karın doyurmaya umut bağladığımız o günleri, bu günkü kuşağa inandırabilir miyim, inandıramaz mıyım ikileminin çilesini çeke çeke hatırlıyorum.
Kışın acımasız dönemleri de o günlerdeydi. Belimize kadar kara bata bata giderdik okula… Rahmetli Kemal Ceylan hocam beni hep soba yakınına oturturdu. Sınıfın en çelimsizi bendim. Bu nedenle hep oraya oturturdu. Nur içinde yatsın Kemal hocam… Beni biraz farklı severdi, belki de bana acırdı…
Bir sınıfı bir defterle bitirirdik. O zaman ki adıyla; aritmetik defteri, Türkçe defteri, hayat bilgisi defteri, aile bilgisi defteri, hatta resim defteri bile aynıydı.
Örnekleri bu şekilde belki biraz daha duygusallaştırarak çoğaltabiliriz.
Biz böyle okuduk, böyle günlerle bu günleri yaşayarak geldik. Şimdi bakıyoruz da, Artvin’in okullarındaki öğrencilere bilgisayara dağıtılıyor, hem de bedava… Bu günkü devlet o gün yok muydu acaba? O gün biz elbette bilgisayar beklemiyorduk. Elbette kitap beklemiyorduk. Bari birer defter veremez miydi? O günlerde devletin bize Amerika’dan gelen süt tozundan başka ne veriyordu ki?
Dikkat edelim! Bu gün Amerika’ya küfredenlerin siyasi kadrosu o gün Amerika’dan getirdikleri süt tozu ile bizi avutuyorlardı. Süt tozunun çocuklar üzerinde bıraktığı etkiyi biz değil okuyucularımız tartışsın.
Bu gün ağız dolusu Amerika’ya küfredenler o gün, bu adamlara kurtarıcı gözüyle bakıyorlardı. Amerika’ya biz o gün hangi gözle bakıyorsak bu gün de aynı gözle bakıyoruz. Bizim gözümüzde Amerika hep kasaptır. Sürekli bizi kesilecek koyun görür.
Ama biz ona karşı hep itidalli davranır, şunu söyleriz;
“Yumuşak huylu isem; kim demiş “uysal koyun”um?
Kesilir belki fakat; çekmeye asla gelmez boynum!”
Fatih projesi ile okullarımıza dağıtılan tablet bilgisayarlar, birileri için bir anlam ifade etmese de ülkemiz çocukları için ayakta alkışlanacak bir hizmettir. Bu hizmeti gerçekleştirenlere en kalbi şükranlarımızı gönderiyoruz. Sağ olsunlar, var olsunlar!…

Yorum Ekle