Emekli Müfettiş CAMCI’dan güzel bir makale: SEVGİLİ BABACIĞIM..

0

Bizimle konuşmayı ve nasihat etmeyi pek sevmezdin, mesafeli dururdun. Davranışlarınla bize doğru yolu gösterirdin, biz senin davranışlarından ne demek istediğini anlardık. 1950’li yıllarda Ziraat Bankası müdürünün şikayet edilmesi üzerine şahit olarak onu nasıl savunduğunu bir çok defa anlatmıştın. Ayrıca değirmencilik yaptığınız sıralarda öğütülecek buğdayın hakkını susak denilen ölçekle alırken susağın üstünü senin veya amcalarımın el ile nasıl düzleyerek, bir buğday tanesi bile hak geçirmemeye özen gösterdiğinizi görürdüm.
​Bana iki vasiyetin olmuştu. Biri 1968 yılında beni öğretmen okuluna yazdırmaya götürürken, biri de 1985 yılında ilçe Milli Eğitim Müdürü olduğum zamandı. İlkinde bana “sigara içme oğlum” demiştin. Bu benim nefsim ve şahsımla ilgiliydi. Bunu tutmam çok kolay olmuştu. İkincisinde ise, “oğlum yanlış yapmayacağını biliyorum ama, adaletten ayrılma” demiştin.

Demek ki hak ne kadar önemli bir şeymiş. Atalarımız boşuna “hak deyince akan sular durur” dememiş. Kur’an da “Allah size emaneti ehline vermenizi ve insanlar arasında mutlaka adaletle emretmenizi hükmediyor” (Nisa-58) ayetini “Allah’ın emri ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir” (Maide-44) ayeti ile karşılaştırınca dinin asıl temelinin adalet olduğunu, adaletten ayrılmanın ne kadar korkunç bir şey olduğunu, özellikle yönetici konumunda olan kimselerin üzerinde duracağı en hassas konunun bu olduğunu daha iyi anladım. Bu nedenle görevim boyunca adaletten ayrılmamaya özen gösterdim. Milletimizin maddi ve manevi değerleri ile devletimizi ve cumhuriyetimizi kuran iradeye daime saygılı oldum. Elimden geldiği kadar kimseyi aldatmadım, kimseye peşin hükümle davranmadım. Her devrin adamı değil her devirde adam olmaya çalıştım. Kini, dininin önünde olanlardan olmadım. Cemaat liderine de siyaset liderine de biat etmedim.
Mesleğin hakkını vermeye çalıştım, ancak insanların makam mevki ve sosyal statüleri bakımından farklı olsalar bile onurlarının eşit olduğunu düşündüm, ona göre adil davrandım. İnsan olmanın her şeyden daha değerli olduğunu bildim. Vicdan sahibi olmaya çalıştım. Karşılığında da insanlardan büyük bir çoğunlukla iyilik gördüm. Böylece ikinci vasiyetini de yerine getirdiğimi düşünüyorum.

1971 yılında ilkokul öğretmeni olarak başladığım göreve ortaöğretim Türkçe öğretmenliği, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Müfettişlik gibi milli eğitimin çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra memuriyet görevimi tamamlayarak 25.06.2018 tarihi itibarı ile emekli oldum. Bundan sonra şahsımın ailece için sağlıklı ve huzurlu bir ömür sürdürebilmesi, milletimizin birliği, huzuru ve refahı, insanlığın da barış içinde yaşaması Allah’tan en büyük dileğimdir.

Babacığım, bu dünyadan göçtükten sonra da arkamızdan – tıpkı senin gibi- “iyi insandı” dedirtebilirsek ne mutlu bize.

Oğlun Mehmet CAMCI

Yorum Ekle