ÇEVRE DİRENİŞLERİ BULUŞTU

0

      Haziranın 26-27 sinde TMMOB ligi cevre direnişleri buluşuyor. Adlı bir panel düzenledi. Yeşilırmak çevre platformu katıldık, Taşova ziraat odası Bşk.nı Hasan Dikmen ve yönetim kurulu, Erbaa Ziraat Odası Bşk.nı Nedim Üstün ve yönetim kurulu olarak panelde yerimizi aldık. Panelin içeriği Türkiye çevre hareketlerinin direnişteki bilgi ve deneyimlerinin paylaşılması birbirlerini tanımaları ve de doğanın korunması insanlığa hizmetini sunması doğadaki canlı hayatın devam etmesi, ekolojik dengenin bir bütün olduğu ve bütünlüğün bozulmaması gerektiğinin toplum tarafından anlaşılması hedeflenmiştir.                                             


                    1.oturum-Ölüler altın takmaz  


                    2.oturum-Altıncı filo defol   


                    3.oturum-Havamıza sahip çıkıyoruz.


                    4.oturum-Derelerimiz özgür aksın


                    5.oturum-Toprağımıza suyumuza sahip çıkıyoruz. Bu oturumda Yeşilırmak çevre platformu olarak yöremizdeki HES’lerle ilgili duygu ve düşüncelerimizi deneyimlerimizi paylaştık.


                    6.oturum-Nükleere inat yaşasın hayat


                    7.oturum-Formdu-Geleceğimize sahip çıkıyoruz.


Böylesine geniş kapsamlı ve Türkiye çevre hareketlerinin buluştuğu bir panelde olmak, yerelin sorunlarının genelle birleştirilmesi sorunların ortaklaştırılması çelişkinin kapitalizmin vurgun rant ve bundan kaynaklı yoksullaştırmasının sorgulanmasıydı bu panel, HES’lerin amacının elektrik üretmek olmadığının KYOTO protokolünün Avrupa sermayesine kısıtlamalar getirdiğinden Türkiye’deki yapılan HES’lerin lisans haklarını satın aldıklarından dolayı HES’lerin patlama yapmasını anlıyoruz. Bu konuda borsada oluştuğunun duyumlarını alıyoruz. Suyu olmayan derelere HES yapılıyor.Siz biliyor muydunuz akar suyun dibinde biriken lığın veya çökeğin ne işe yaradığını ben bilmiyordum.Oysa öyle faydalı imiş ki İl İlçe köy kanalizasyon atıklarını ve sanayi atıklarını kendi içine hapseder suya doğaya tüm canlılara faydalı hale dönüşmesini sağlarmış.Yani suyun filtre görevini yaparmış. Karadeniz yöresi derelerini korumak için doğal güzellikleri geleceğe taşımak için direniyorlar. Biz ekilebilir topraklarımızı suyumuzu korumak için mücadele veriyoruz. Sorun aynı. Yaşanılabilir bir dünya bırakmak için. Doğayı şu haliyle bıraksak bile kendi kendini onarabilecek durumda. İnsanlığa tüm canlılara hizmetini sunacak durumda. O kadar kıskanç değil.Yoksa tahrip edersen fırtınalar koparıyor.İklim değişiklikleri zamansız yağan yağmurlar toprağın karın beyaz örtüsüne bürünmeyişi sermayenin rant kâr için doğayı altın, maden aramaları, HES’lerin yapılması buna benzer yüzlerce tahribat var. Akarsuyun doğal yatağını bozarsan hem canlılara hem insanlara zarar verir faydası olmaz. Doğanın tahribatından dolayı yaratacağı fırtınalardan en çok zararı yoksullaştırılmış, işsizler köylüler nüfusun yüzde 80’ni görür. Çalışan emek eksenli üretenler zararı görür. Sermaye kendisini bu sistemde korumaya alıyor. Yerleşimden, konutuna, gıdasından, sağlığına kadar. Ya bizlerin konumu ne olacak diye soran yok. Ama bizler suda balık yerdeki karınca kadar çoğuz, örgütsüzlüğümüzden dolayı egemenler saltanatlarını sürdürüyorlar. Bölüşüm ve paylaşımdaki adaletsizliği biliyoruz.                                                                                          


          Yöremize ne yapılacaksa yörede yaşayan insanlar karar vermeli ne yapılıp yapılmayacağına. Doğanın bize sunduğu toprak su ve havanın temiz kalmasını ancak biz savunabiliriz. Tüm bunlardan dolayı toplumsal mücadeleler tarihinde çevre mücadeleleriyle birlikte emek ve demokrasi cephesinde yeni bir muhalif güç açığa çıkıyor. Türkiye’de uygulanan ekolojik yıkım projelerine son bir yıldaki tepkileri alıyor ve görüyoruz. Bu çalışmaların ekseninde Taşova ve Erbaa Ziraat Odalarının olması önemli bir mevzidir. Yöremizde sanayi yatırımı olmayacaksa tarımı diri tutmamız gerekiyor. HES’lerde tarımı doğayı ormanı öldürüyor. Yaprak 1 ve 2’yi gördünüz mü? Doğanın binlerce yılda hazırlamış olduğu o güzellikler beton yığını haline dönüştürülüyor. Gövdere’deki o güzelim doğal akvaryumun balık türleri yok oluyor. Suyu betona alınca yaşam olur mu? Üreme yapabilirler mi? Tabiî ki kocaman HAYIR. Yaprak 1 ve 2’nin yapıldığı alanlar orman köylülerinin yaşadığı yerlerdir. Onlar büyüttü, korudu ormanı onlara sormaları gerekmez mi? En az oradan 4 veya 5 mezra göç edecek,  neden sorusunu sormayacak mıyız? Önce devlet değil önce İNSAN olması gerekir. Ben yoksam devlet zaten olmaz.


 


TOPRAGIMIZA HAVAMIZA SUYUMUZA GELECEGİMİZE SAHİP ÇIKALIM.                          


                                                                                 


 

Yorum Ekle