BİZİM TAŞOVA MATBAASI

0

       Resmiyetteki sahipleri malumumuz Günaydın ailesidir (Ali Rıza Günaydın,Ahmet Günaydın ve Kürsad Günaydın ) ama gel gelelim matbaanın sahipleri Günaydın’lardan ziyade bütün Taşovalılar olmuştur. çünkü herkese ,her görüşe ve her katmana açıktır.
Matbaada kimi dönemlerde bazılarımızın anısı olduğu gibi benimde anılarım olmuştur. Matbaanın gayri resmi meclis olduğu ( toplantı alanı) yaşayanların aklındadır ve değişik jenerasyonlarla da yaşana gelir. Taşova siyaset meydanın dışa yayını olmayan merkeziydi. Soğuk Taşova akşamlarının soba başı siyaseti çok güzel üslupla farklı görüşler olsa da çok saygılı ve eğlenceli olurdu. O kadar bizdendir ki matbaa Cuma günleri çıkan gazete için bazen haberi insanlar kendileri yazdı getirdi, bazen davet etti, bazen de anlattı, anlatılanlar metine döküldü.
Taşova için 27 mart 1971’de ilk yayınlanan gazete ile de yeni bir renk olduğu kesin. Bu vesile ile rahmetli Zeki Alan hocayı da analım (Allah rahmet eylesin). kendisi Ali Rıza amca ile beraber kurmuştur matbaayı. Hüseyin Altun pasajından sonra Çiğdem caddesindeki yerinde şahit oldum güzelliklerine. Çekingen girdiğim kapıdan tam 4 yıl durmadan koşturduk; çokta mutlu oldum.
Abdullah Eryılmaz ismindeki Taşovalı sanatçının Solingen isimli kasetinin haberi ile başlayan haber koşusu, sayısız spor-güncel haber-röportajlar ile devam etti. Ancak kolay olan yazı yazmaktı. Kürşad, Hamit abiden daha hızlı olduğu için (o zamanlar tipo baskı vardı) haberi atıp kaçarken korkulan gerçekleşti. Kürşad uzun yazıyı görünce al kendin yaz dedi ve o KUMPASI ele yapıştırdı. Bazılarımızın da tecrübe ettiği harfleri teker teker dizme işine başlamıştık. Meğer başta zor olan zamanla eğlenceli oldu. Gerçi ellerde hep boyacı eli gibi olurdu.
Çok şahid oldum Ahmet abinin Taşova ve gençlerine yardımına. Ali Rıza amcamın ise geniş tecrübe ve engin bilgisine, sohbetlerine hatta Ali Rıza amcanın Ankara Atatürk hastanesinde ziyaretimde şu nasihatinin hep aklımda olduğunu ve uyguladığımı….
Canınız sıkılmaz o matbaa da. Açarsınız arşivi okursunuz ,neler neler yazar. Hatta Ömer Celep hocamın hazırladığı Taşova fıkralarıdır kimi zaman yaşananlar. Tarih ve şahıs akılda kalmamakla beraber bir örnek verelim. Uluköy kasabamızdan bir vatandaşın çocuğunun yaşı yükseltilmesi gerekmektedir, yalnız bir şahit bulmak gerekir, tabii ihtiyaç sahibi arar ve bulur bir yalancı şahit, şahidin amacı ise komşusunun meşguliyetini gidermektir. Hayatında mahkeme görmeyen şahitle beraber girerler mahkemeye, yalnız bir problem vardır; şahitden hakim yemin etmesini ister; yalan yere yemin edemeyen şahit yer cezayı.
Uzun süre sonra tekrar nasip oldu yazmak; bir farkla, oldu köşe yazısı. Köşe yazısı da demişken matbaada iken Naci abimin (Konyar) yazılarını yazarken çoktur yazdıklarını hem dizer hem hatmederdim.
Sonuç olarak herkesin bir özlemi vardır Taşova için. Herhalde en güzeli sıcak soba başı matbaa sohbetleri.
Bütün matbaada anısı olanlara sevgi ve saygılarımla…..

Yorum Ekle