BİR SABAH UYANDIK Kİ

0

Yıllar önce, henüz daha kartel avm’ler açılmamış. Avm’lerin kapısından nasıl girilir, nasıl alışveriş yapılır, çoğunluk henüz farkında bile değil. Hatta, bu sürgülü, dokunmatik, otomatik kapılar da yok; olsa da çok özel yerlerde mevcut. Bu manada milli şuur henüz yerinde çoğunlukta. İnsanlar, bildiği konularda ukala değil; bilmediği konularda da düşünme, gözleme, bekleme, sabretme ayarına, düsturuna, vakarına sahip.
*
O zamanlar, belli yerlerde, cadde üstünde, bir ara sokakta, köşe başında, çarşının tam ortasında toptancılar olurdu. Malı fabrikadan veya ithalatçıdan alır, depolar, istif eder, gerekirse paketler; dağıtımını ve pazarlamasını bir kural manzumesi içinde hakkını teslim ederek yerine getirirdi. Bakkalcı da vatandaş da oradan eksiğini, gediğini, ihtiyacını temin edebilirdi. Öyle büyük harcamalar, sınırsız hudutsuz tüketim söz konusu değildi. İhtiyaç hasıl olunca, alışveriş kendini gösterirdi. Savurganlık, bireysel tüketim ve yaşam henüz ekseriyetin evine, barkına, ailesine sirayet etmemişti. Gelenekten gelen bir alışveriş uslubu, ananevi bir alışveriş şekli ve çarşı adabı, pazar yapısı mevcut idi. Durup dururken, kolay kolay da değişeceğini kimse beklemiyordu, düşünmüyordu; düşünse de sadece düşünceden ibaret olarak kalıyordu.
*
Doksanlı yılların başları, mahalle bakkallarının yanında yüz, iki yüz metrekarelik küçük, kendi çapında, eğlenceli, ürünün üstünde fiyat etiketinin olduğu, satın alıp almama serbestisi de dahil müşterinin dokunarak, görerek, araştırarak, inceleyerek alışveriş sepetine doldurduğu; malzeme, eşya ve ürünlere kasada ödeme yaptığı, bakkaliye türünü aşmış deyim yerindeyse biraz modern marketlerin kurulduğu ve sayısının her geçen gün hızla arttığı devir olarak tarihe geçti.
*
Elbette her olayda, her işte olduğu gibi bunda da batının; durağan, statik yapılara karşı kendini daima hazır tutan batı kültürünün, ayrıca batıda okuyan, yaşayan, çalışan, gidip gelen, gören, inceleyen, düşünen insanımızın payı büyük. Müteşebbis ruhlu insanların market işine girmeleriyle beraber tesisleşen, önce bu küçük marketler vasıtasıyla elbette insanımızın da alışveriş, çarşı, pazar alışkanlığı yavaş yavaş değişime, dönüşüme uğramaya başladı. Derken batıdan büyük büyük avm’ler geldi. Türkiye’nin her yerini kapladılar. Reklam, tanıtım yoluyla hepimizin en az bir kere olsun ayağı bu yerlere isteyerek veya istemeyerek bastı; basış o basış…
*
Kötü mü oldu? İyi mi oldu? Şahsi kanaatim iyi de oldu, kötü de oldu. Kötü oldu; zira gelenek, görenek, anane hızla evrilip çevrildi, bozuldu, yerine kısa sürede yeni taktik ve teknikler geliştirdik. Batılılaşma hızlandı. Batının ve dahi dünyanın iyisi, kötüsü, eskisi, yenisi, çalısı, çırpısı, çulu, çuvalı; her neyi varsa avm’leri ve çarşıyı, pazarı doldurdu. Artık, biz de batılı olduk! Global olduk!
*
Haramı, helali hesap etmez olduk, düşünmez olduk, değiştik, evrildik, çevrildik! Kötü oldu; zira avm’lerin baskısıyla bakkaliye, nalburiye, züccaciye, saraciye, tuhafiye gibi iş kolları etkilendi; rekabete, maliyeti karşılamaya cevap veremeyip çoğu kapandı. İş sahipleri, dün patronken bugün avm’lerde işçi oldular.
*
Bu ise büyük bir kırılma idi. Ruhları yaraladığı gibi bedenleri, aile bireylerini de yaraladı. Kapitalizm tam ortamızdaydı. Kapitalizmin tam ortasına düşmüştük. Eskiden yok muydu? Vardı da etkisini avm’ler vasıtasıyla iyice hissettirdi, gelişti, geniş kitlelere hitap etti, içimize girdi, tekelleşti ve hatta küçük sermayelerin ulaşamayacağı kocaman kartel oluşturdu. Kendisine ait yeni bir hayat biçimi sundu, bizi birbirimizden kopardı.
*
Acaba, ileride, gelecekte bir gün, “keşke” demeyeceğimiz bir oluşum ve değişim, gelişim mi? Hakikaten lüzumlu mu, mecburiyet mi, zorunlu mu? İnsanımız, milletimiz memnun mu? Bu soruların cevabını bilmiyorum. Ancak, bir sonraki yazımda, konuyu iyi ve kötü taraflarıyla irdelemeye, biraz deşmeye devam edeceğim.
*
Selam, muhabbet ve dua ile.

Enver Seyhan

Yorum Ekle