BAYRAMDAN SONRA!

0

Şöyle geriye dönüp bakınca, ömrümüzde kaç bayram yaşadığımızı bir çırpıda hatırlamamız mümkün değil. Yıllar, hem yenisini getiriyor, heyecanlandırıyor; hem eskisini alıp götürüyor, unutturuyor. Bilinen şu ki, günler, aylar, seneler geçip gitmiştir, zaman, sel misali önüne geleni silip süpürmüştür, gönül hanemize sadece çocukluğumuzdaki bayramlar kalmıştır. Sorsalar, hemen gider, çocukluk yıllarımızın bayramlarının kulpundan yapışırız.

Çünkü, sorumluluktan uzak, kötülükten, şerden, kötüden uzak, hayatın gerçeklerinden uzak zamanlardır çocukluk yılları… Çocuk masumdur, temizdir, saftır; kötülük düşünmez, nefret etmez. Çevreyi, insanı, hayvanı ve diğer eşyayı olduğu gibi kabul eder. Çünkü, fıtraten olması gereken budur. İnsan, fıtratında özel ve iyi bir varlıktır.

Elbette hayat, herkese aynı minval üzere davranmaz; insandan insana, zamandan zamana, mekandan mekana farklılık arz eder. İnsanın elinde değildir ki… Hayatı, ölümü, yaşamı, arzı, semayı, fezayı tasarlayıp yaratan, teşkil edip insanın emrine sunan nasıl olması gerekiyorsa o şekilde kurgulamıştır.

Sonraları, adım adım değişir yaşam ve şartları. Sorumluluk, kötülük, şer, günah, sevap, iyilik birbirine girer; karmakarışık bir dünya sarar insanın bedenini, ruhunu, çevresini… Sonra bayramlar… Bayramlar da değişir, gah güzelleşir, gah başkalaşır, gah acılaşır. Çünkü, hayat tozpembe değildir. Doğumun yanında ölüm, vuslatın yanında firkat, sevginin, saygının, ülfetin yanında rezalet, zillet, husumet vardır.

Gönül ister ki bayramlar acıyla, kahırla kavrulmasa! Özünde adından alır gücünü, adını, muradını bayram. Bayram mutluluktur, sevinçtir, kavuşmadır, barışmadır. Bayram gelince gün daha bir parlak doğar. Yağmur daha bir güzel ve özel yağar. Gözler, daha bir sevgiyle, aşkla, meşkle, muhabbetle bakar. Gurbettir bayram, hasrettir, yeniliktir, yeniden başlamaktır. Bayramlar aktır, meraktır.

Öte taraftan da kederdir, gamdır, meramdır. Hatıradır, yaradır bayram!

“Bayram gelmiş neyime/Kan damlar yüreğime!”

Bayramdan sonra, bayramla ilgili şeyler yazmak düştü. Bayramı beklemek, bayram gelirken evi, yolu, sokağı temizlemek, süslemek, yol gözlemek, gurbettekini özlemek, gönül dünyamızı değişik, içten, tarifi imkansız, adsız şeylerle doldurur. Kuru yaprağın esen rüzgara direndiği gibi biz de direniriz; bayramı sevgiyle yaşamak, çocuklarımıza, yarına, geleceğe maziden tadı damağında şeyler bırakabilmek için… Kapıların sonuna kadar açık olduğu zamanlardır bayramlar. Kucaklaşmak, halleşmek, helalleşmek için açıktır kapılar. Muhabbetin, dostluğun göğün mavileriyle buluşması için ağzına kadar açıktır kapılar ve gönüller… Bir gün geriye bakiye kalan şeyler ararken insan, üstünde, başında, kendinde, ömründe, bayramların mutlu anlarını cebinde bulur! Çakıl taşları gibi hatıradır, gidenden, gelenden, ölenden…

Muhabbet selam ve dua ile

Yorum Ekle